DeğişimGrup
Arşiv
| paz | sa | ça | pş | cu | cum | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||
E-Bülten
Anket: Ebedi Yaşam
BU makaleyi beğendinizmi ?
Günlük yaşamımız içinde, "canlılar" dünyasının, herhalde en karmaşık yapıda olanları insanlardır. Neden derseniz, bunun altında insanın tanımsızlığı, daha doğrusu çeşitli koşul ve durumlarda, değişik insan tanımlamalarına gidilebilmesidir. Sözgelimi bugün insan ve toplumsal yaşamını konu alan ne' kadar bilim dalı varsa, bir o kadar da insan tanımı vardır diyebiliriz. Oysa "doğa",diğer canlı türlerine bu denli geniş nicelik ve nitelik boyutlarında yaşama hak ve Özgürlüğü tanımamıştır.
Kendisine böylesi geniş kapsamlı bir yaşam bağımsızlığı yetkisi tanınan veya bunu elde eden insan ne yapmaktadır? Sorunun yanıtı ilk aşamada pek zor değildir, kolaydır ve tekdir: İnsan bu yetkiyle kendisine yasam kurmaktadır. 0 vakit hemen buradan, bir insan tanımına daha gitme olanağımız çıkmaktadır, şöyle ki; İnsan, doğal yetkisiyle kendi yaşamını kurabilen canlıdır.
Tanımda geçen "yaşam kurma" kavramı, insanı diğer canlıların, giderek "doğanın" karşısına geçiren bir kavram olmaktadır. Bu nereden çıkmaktadır? Doğa ve insanın çelişik konumundan. İnsan canlı olarak doğaya bağlı kalırken, kurduğu yaşamla onun karşısında yer almaktadır. Oysa öteki canlılar, doğanın kendilerine tanıdığı yaşama hakkı ve düzeni içinde, ona uyum sağlayarak, yaşamlarını sürdürmektedirler. Genelde, balıkların havada uçarak, kuşların da su içinde yüzerek yaşamaları söz konusu olamaz. Örnek, diğer canlı türlerinin yaşama koşulları açısında da çoğaltılıp, genişletilebilir. Her canlı türünün kendine göre yaşayabileceği ortamı, doğa hazırlamıştır. 0 ortamın dışına çıktıklarında veya çıkarıldıklarında canlılıklarını yitirir, ölürler. Eğer insanlar, birçok hayvan ve bitkinin yaşamlarını sürdürdükleri doğal ortamları, yapay(suni) biçimde hazırlamamış olsalardı, bugün hayvanat, botanik bahçelerinden, akvaryumlardan, evlerde saksılarda yetiştirdiğimiz süs bitkilerinden, yaz-kış sofralarımıza katılan sera ürünlerinden yoksun kalırdık. Şu yalın örneklerden de görülmektedir ki insan; doğanın yaşama yer ve koşullarını kendine bağımlı kıldığı canlı türlerini, ona benzer ortamları doğrudan doğruya düzenleyerek ya da yaratarak, istediği biçimde yaşamına sokmaktadır. Kısacası insan, canlı boyutuyla bağlı bulunduğu doğaya, egemen olabilmekte, onu ve güçlerini kendi yararına göre kullanmayı becerebilmektedir. İnsanın, canlı olarak bağlı bulunduğu doğaya üstün kılabilen yaşam kurma yetkini kullandığı en Önemli düzenek(mekanizma) nedir derseniz; bunun da yanıtı tekdir: karar vermek. Kuşkusuz. Hemen bir insan tanımı daha, şöyle ki; insan kendi yaşamı hakkında kendisinin karar verebildiği bir canlıdır.
BİLİM NE YAPIYOR?
Buraya kadar insan ve yaşamı hakkında ortaya koymaya çalıştığımız gerçekler ışığında, görüyoruz ki; belli bir tanımla evrensel bir anlatıma sığdırılamayan insanın birçok özellikleri, onun tanımı biçiminde açıklanabilmektedir. Söz konusu açıklamalar çoğu kez "bilim" kaynaklı olduğundan, bilimin tanımı da insanı uğraştırmış, ancak kendine derli toplu bir tanım bulamayan insan, ne yazık ki, çok yararlandığı, çok güç kazandığı bilime de, her zaman ve her yerde geçerli bir tanım getirememiştir. Onu da kendisi gibi, değişik ortam ve koşullarda gösterdiği çeşitli özellikleri, çok sayıda tanım kalıpları içine almaya çalışmıştır. Durum böyle olunca, şimdi burada farklı bilim tanımlarıyla uğraşıp,"zihin" karıştırmak yerine, bilimin genelde ne yaptığına bakmak, daha, yararlı ve sonuç verici olacak gibi görünüyor. O vakit yukarıya ara başlık yaptığımız soruyu yineliyoruz; peki öyleyse bilim ne yapıyor? Hemen ilk bakışta belirtmek gerekirse şunları yapıyor: Gözlemliyor, inceliyor, araştırıyor, deniyor, kuramlar ( teoriler) çıkarıyor, bulduklarından kuşkulanıp, başka ortam ve koşullarda yeniden gözlemliyor, inceliyor, araştırıyor ve yeni sonuçlara, kurallara, yasalara, yorumlara ulaşıyor.
İnsanın doğal yetkisiyle, kendi yaşamını kurmada, yine kendisinin aldığı kararlarda, işte biraz önce ne yaptığını açıklamaya çalıştığımız bilimden yararlanıyor. Bunu yaparken de ya bilim alanında daha önce yaşanmış, ilkeleşmiş, yasalaşmış bilgilerden; ya da doğrudan doğruya kendisi bilim kavramı kapsamına giren yukarıda sözünü ettiğimiz eylemleri gerçekleştirerek yararlanıyor. Başka deyişle bilimle yaşamak,Sadece "bilim adamı" denilen kişilerin değil, isteyen her insanın doğal hakkı oluyor. İşte ileride konuları açıldıkça, kapsamının daha iyi görüleceğini sandığım YAŞAMBİLİM, bu noktada kendini apaçık belli ediyor.
SÖYLEŞİNİN DEĞERİ
İnsan yaşamının, kendi kültürümüzde karşımızdakine aktarılmasında veya şimdiki yaygın deyimiyle iletişiminde en etkili yol söyleşi olmaktadır. Söyleşi, bir sözlü ve yazılı anlatım türü olarak, başka kültürlerde bizimki kadar yaygın değildir. Onlar, Özellikle Batılılar, sınırları, kapsamı belli konu ve sorunları görüşmek üzere bir araya gelip konuşurlar. Bizde ise böyle iletişim kalıplarına söyleşi adı verilmez. Söyleşi, bizim İNSAN İNSANA, yaşam karşısındaki duygu ve düşüncelerimizle, dostluk çerçevesi içinde bağlandığımız doğal iletişim türümüzdür. İşte YAŞAMBİLİM üzerindeki görüş, yorum ve açıklamalarımıza buradan sizlere ulaştırırken, bunu birlikte başaracağız. Sizlerin de bu söyleşi ortamına, çok değerli yaşam deneyim, bilgi, görüş, düşünce, açıklama ve yorumlarınızla katılmanızı isteyeceğiz. Bunların ne biçimde olacağını ayrıca belirleyeceğiz. Bundan sonraki yaşam çizgilerimizde, birlikte olma umuduyla, hepinize en içten sevgi ve saygılarımla...
Prof. Dr. İnal Cem AŞKUN




DegisimGrup Hakkinda
Medyada DegisimGrup


