DeğişimGrup
Arşiv
| paz | sa | ça | pş | cu | cum | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||
E-Bülten
Anket: Ebedi Yaşam
BU makaleyi beğendinizmi ?
2011 Genel Seçim sonuçları açıklandı, bu sonuçların ne olduğu ya da nasıl algılandığı bu yazının konusu olmayacak. Ancak sonuçların nasıl oluştuğuna bakılırsa önemli psikolojik ve sosyal psikolojik etkenlerin varolduğu aşikar.
Sosyal Psikolojik açıdan Türkiye'nin "insan, kişi, kim.." odaklı bir kültüre sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ta Osmanlıdan beri bu böyle... Yaptığınız işler, elde ettiğiniz sonuçlar ya da performansınızdan önce kim olduğunuz geliyor. Bu kim olmakla birlikte birey olarak sizin başkaları tarafından algınız, "ne kadar sevildiğiniz, takdir edildiğiniz ve beğenildiğiniz, hatta ne kadar güç sahibi olduğunuz" gibi faktörler tarafından belirleniyor.
Seçim sonuçlarına baktığımızda halk tarafından karizmatik, güçlü, halka hitab eden, kısacası onların anlayışına, zevklerine, yaşam anlayışlarına uygun olan liderler doğal olarak seçilmiş durumda. Bu aslında dünyada da var olan bir gerçek dolayısıyla fark yok diyeceğiz ancak Türkiye'yi biraz daha farklı kılan başka bir nokta var...
Türkiye'de "Kişinin kim olduğu"nun bu kadar önemli olmasının psikolojik anlamı da aslında "bağımsız yaşayabilen, kısacası düşünebilen, hissedebilen, davranabilen" bir insan topluluğu olmayışımız. Günlük yaşam alışkanlık ve seçimlerimizden tutun da, siyasi arenadaki tercihlerimiz de aslında "bir başkasına olan psikolojik bağımlılığımız" tarafından belirleniyor.
Bununla ne demek istiyorum?
Seçimlerimiz, bir konu hakkında bireysel olarak gerçekten ne düşündüğümüz (tabii eğer düşünmeye vakit ayırabiliyorsak), ne hissettiğimiz ve nasıl hareket etmek istediğimizi tam anlamıyla yansıtmıyor çünkü bireysellik yok. Bir çok Türk vatandaşına bireysel tercihlerini sorun, mutlaka etrafındakilerini yansıtacaktır. Burada Türk vatandaşı derken çoğunluğu kastediyorum, yanlış anlaşılmasın, ailesi ya da çevresinden bağımsız düşünen ve hareket eden bireylerimiz de var kuşkusuz ama sayı olarak azlar.
Dolayısıyla tercihler bireysel ideolojileri ve anlayışları değil, mevcut liderlerin nasıl insanlar olduklarına bağlı olarak değişiyor. Bu noktada sonucu yaratan halk yok, var olanı destekleyen halk var.
Türk milleti olarak hep bir liderin peşinde zafer kazanmamızın, aydınlığın sadece birey bazında kısıtlı kalmasının ama asla halka intikal edememiş olmasının nedeni de bu değil mi?




DegisimGrup Hakkinda
Medyada DegisimGrup


